24 Ekim 2017
  • Samsun9°C
  • İstanbul19°C
  • Ankara4°C
  • İzmir19°C
  • Ordu15°C
  • Sinop13°C
  • Giresun15°C
  • Amasya7°C

REFERANDUM, MAKYAVEL VE 2 YORUM

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

08 Ekim 2017 Pazar 10:00

ABD Dışişleri Bakanı RexTillerson’ın yaptığı yazılı açıklamada “ABD, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Pazartesi günü düzenlediği tek taraflı referandumu tanımıyor,” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın devamında “DAEŞ’e karşı savaş bitmedi ve aşırılık yanlısı gruplar istikrarsızlık ve anlaşmazlıklardan istifade etme peşinde.Iraklı ortaklarımızı DAEŞ’i yenilgiye uğratmaya odaklanmaya davet ediyoruz,” denildi.

Buraya dikkat: ”Iraklı ortaklarımız.”

Açıklamanın masumiyet ve barış kokan genel teması göz önüne alındığında, geleceğe yönelik vaatler içeren bu ifadenin ne kadar ironik olduğu daha iyi anlaşılır.

Konfüçyüs “İnsanların gücünü anlamak için kelimelerin gücünü anlamalısın” der.

Bu kelimelerin anlatmak istediği aslında şudur:

Afganistan ve Irak savaşları gereğinden fazla uzadı.Verdiğimiz kayıplar da cabası.Kamuoyuensemizde.Rusya ve Çin ile gezegenin her köşesinde çıkar çatışması içindeyiz.Sizinle yaptığımız win-win anlaşmasına sadık kalın.İşimiz henüz bitmedi.”

Alt metinde farklı anlamlar içeren bu  masum! barış yanlısı açıklamanın düşündürdükleri ise:

1-Resmiyetin, göstermelik oyunların sahnelendiği bir sahne, politikacıların da kendilerine verilen rolleri ustaca sergileyen oyuncular oldukları.

2-Bir düşünürün Makyavel için sarf ettiği şu cümle:

“Eğer Makyavel, bir prensin hocası olsaydı, ona vereceği ilk ödev Makyavel karşıtı bir kitap yazması olurdu.”

BİR ARAŞTIRMANIN ŞAŞIRTICI SONUÇLARI

PolicyExchange’in yaptığı uluslararası araştırma, hangi ülke vatandaşlarının internette daha çok DEAŞ propagandasına maruz kaldığını açıklıyor.

Bilin bakalım ilk sırada hangi ülke var?

Evet, Türkiye.

Şimdi bu kuruluşun İngiltere topraklarındaki muhafazakar bir think tank olduğunu öne sürüp işgüzarlık yapanlar olacaktır.Hemen söyleyeyim, ikinci sırada ABD, beşinci sırada ise Suudi Arabistan ve Irak’tan sonra kendileri var.

Araştırmada dikkat çeken bir ayrıntı mevcut:Bahsi geçen propaganda aygıtlarındaki içeriklere tıklayanvatandaşlara savaşanların gerçek Müslümanlar oldukları anlayışı sunuluyor.

Bu demek oluyor ki, son dönemde kavramın etrafında dönen tartışmaları bir yana bırakırsak, insanlar İslamiyet’in bir gerçeği olan cihad üzerinden yaptıkları araştırmayla bu içeriklere ulaşıyorlar.

İzinden gidip hakkında okuma yaptıkları bu kavram ise bilin bakalım en çok hangi oluşumlar tarafından suiistimal ediyor?

Cevap belli: Radikal terör örgütleri.

Devşirme sistemini gözler önüne seren çok hassas bir bağlantı noktası.

Kavramın gerçek anlamının ne olduğu üzerine bitmek tükenmek bilmeyen anlamsız tartışmalar yürütmek,resmi anlayışı akılcı kişisel yorumlardan daha fazla içselleştiren vatandaşların düşünce dünyasını kırılganlaştıracaktır.

Dini içeriği tam olarak anlaşılamayan boş kalıplara hapsetmek yerine, insani değerlerin ön plana çıkarılmasının, bu kırılgan yapıyı tok bir hale getirenyegane girişim olacağını anlamak güç değil.

İTHAL ÇOBANLARIN SIRRI

Bir yakınımdan Türkiye’nin Afganistan’ınkapısını çaldığınıişittim.

Konu çobanlık.Evet,çobanlık mesleği de diğer bazıları gibi yok olmaya yüz tuttuğu için, bu alanda dünyanın en iyisi olan Afganistan’dan çoban ithal edecekmişiz.

Konuyu araştırırken, Ziya Gökalp’ten rastladığım beyit gayet anlamlı:

"Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?"

TEBRİKLER

Gebze Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu öğrencileriteknoloji tasarım dersinde hurdalardan bazı teknolojik ürünler tasarlıyorlar.

Yeni bir ürün ortaya koymayı her zaman alkışlamışımdır.

Bu haberdeasıl dikkatimi çekense dersin hocasının, öğrencilerinde "yapabilirim" bilinci oluşturmaya çalıştıklarını anlatan açıklaması oldu.

Eğitim sisteminin hallaç pamuğu gibi atıldığı, herkesin bu konuda edecekkelamının olduğu böyle bir ortamda beni umutlandıran bir anlayışın izleri var bu ifadede.

Gençlerimize bundan önce hep bir girişimin neden başarılı olamayacağını anlattık.Kim bilir belki bu anlayış pozitif salgın misali topluma yayılırsa, bir girişime, tasarıma, yeniliğe, aydınlığainanmışgençlerin de önü açılmış olur.

‘BENİM VAROŞ HİKAYEM’

Hazır gençlerden konu açılmışken, Yaşar Kemal’den “Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım,” cümleleriyle açılan güzel bir filme değinmeden olmazdı.

Adana’nın Ceyhan ilçesindeki insan yaşamını belgesel formatında sunan film, ciddi sosyolojik alt metinler içeriyor.

Deneyimlenen sert sokak hayatında, röportaj yapılan kişilerin hepsi bu katı gerçekliği yumuşatmak için farklı nedenler bulmuş; horozlar, güvercinler, arkadaşlar, motorsikletler, lunaparktaki balerin, şarkılar, futbol…

Hepsinin ağzında dıştan kötüyüz ama içimiz iyi söylemi.Her söyleşide göze çarpan, eylemlerin failler tarafından tam içselleştirilemeyen belirsiz sebepleri.Kendi hikayesini anlatan bir kahramanın dürüst sözleri ise akılda kalıyor:

“Her insanda bir insani bir de hayvani taraf vardır.En azından ben böyleyim.”