26 Nisan 2018
  • Samsun13°C
  • İstanbul20°C
  • Ankara15°C
  • İzmir21°C
  • Ordu14°C
  • Sinop14°C
  • Giresun14°C
  • Amasya17°C

PAZAR SOHBETİ

Orhan Cazgır,bir işadamından daha fazlası

PAZAR SOHBETİ

15 Temmuz 2012 Pazar 15:51

Sanayici olmayı daha ortaokulda okurken planlayan Orhan Cazgır, Üniversite öğrencisiyken fabrika kurmak için arsa alacak kadar gözü kara bir adam.

Pazar Sohbeti sayfamızın bu haftaki konuğu Orhan Cazgır.
Neden Orhan Cazgır? Sorunsun yanıtı basit aslında. ‘’Orhan Cazgır sıra dışı onun için’’ diyebilirim.
Ama o kadar basit değil.
Orhan Cazgır, bizim gibi bakmıyor dünyaya. O’ nun penceresi sanki başka bir perspektife göre kurgulanmış yaratıcı tarafından. 
İşler Nasıl? Diye sor mesela.
O mevcut durumu değil de, nasıl olunması gerektiğini anlatacaktır sana.
Zarfa değil de mazrufa bakanlardandır o. Başka bir ufka taşıyacaktır seni.O nedenle çok kişi Orhan Cazgır ile sohbet etmek istemez.Anlaşılması zordur çünkü.
Ben kendisiyle sıkça sohbet etmeye çalışırım, O nun çok değerli zamanından çalarım ara sıra.
Röportaj için gittiğimde ilk soru ondan geldi yine her zamanki gibi.
Samsun’da olup biteni benim bakış açımdan öğrenmek istedi.
Çok bişey yoktu aslında Samsun’da ama dilim döndüğünce az da olsa olup biteni anlatmaya çalıştım kendisine .
Sonra o söze girdi.
Buna su kafa büyüme derler. İstanbul orijinli bir model. Büyük devletler su kafa büyümeyi asla istemezler.Türkiye’nin tercihi su kafa büyümedir..Böyle büyüme modelinde ülke içinde bişey yapamazsın şehirler için de bir şey yapılamaz.göç etmek zorundadırlar.Benim söylediklerim kabul görmez programsız düzende ve programsız yaşanan düzen de düşünceleri kabul etmez. Toplumlar, okuyan toplumlar ve tutarak öğrenen toplumlar olarak ikiye ayrılırlar. Biz tutarak öğrenen toplumuz. Örneklere göre davranırız. İyi örnekler yaratmalıyız. Biz burada ne yaparız. İyi örnekler yaratmalıyız. Madem ki öyle, tutarak öğrenebileceğimiz iyi örnekler üzerine yoğunlaşmalıyız. Bu nasıl olmalı onun modelleri ortaya konulmalı. Tespit bu.
3 T modeli vardır. Teşhis, Tedavi, Takip
Bu üçü de çok önemli. Teşhis nedir: Su kafa büyüyen bir Türkiye'de şehrini nasıl dünyalı yaparsın. Dünyaya nasıl açacaksın. Bugün Almanya'dan aldığım bir telefon görüşmesindekileri aktarayım. İtalya'da el aletleri yapan ve Avrupa'yı  el aletleri bakımından besleyen yer ki şimdi adını unuttum orası deprem bölgesinde yapılmış.Bu farkedildiğinde orada üretim zamanla yavaşlamış ve şimdi tamamen bitmiş. Bugün Türkiye'ye el aletleri için artan talebin yani Avrupa dan gelen talebin nedeni de budur.İtalya'da o yerin ölmesidir.Türkiye şu anda el aletlerinde önde gidiyor niye. Bundan örnek vereyim sana eğer İstanbul bir depremden zarar görürse nereye gidecek ülke. Çok zor duruma düşer Türkiye. El aletlerinde pazar açıldı. Antalya bile el aletleri yapımında önde gitmeye başladı. Onun için ülkeler stratejilerini oluştururken su kafa oluşturmamalılar. Soru şu: Su kafa büyüyen İstanbul depremde yok olursa Türkiye ne olacak?
Bunun önüne nasıl geçilir? Yerelden Globale açılma bunun bi parçasıdır işte. Burada mesela Samsun'da ,Çorum’da, Antep’te ne bileyim Anadolunun başka yerlerinde büyüme stratejileri geliştirirsen o zaman iç göçü önlersin.Bunları yapmazsan bir başarılı olamzsın.
-Orhan Cazgır dünyaya hepimizden farklı bakan özelliklere sahip birisi. Orhan Cazgır bu noktaya nasıl geldi?
Amacı olmazsa insanların hiç bir yere gidemezler. Ben üniversitede okurken fabrika kuracağım diye Ankara yolundan yer aldım.Gündüz çalışıp gece okuyordum ben. 1974 yılında benim İrfaniye kuran kursunun dibinde  400 metrekare arsam vardı . 
-Sen varlıklı bir ailenin çocuğu da değilsin. 'işçi çocuğuyum.ben yapamam' ön kabulüyle vazgeçen insanlara yol haritası olması için en başından anlatmaya çalışsak nasıldır senin hikayen.?
Aileden gelen bir şey var. Rahmetli babam Mustafa Cazgır beni Ortaokul ikinci sınıftayken kolumdan tutup Liman Reisi Sokağına getirdi. Orada 40 odalı evi gösterdi ‘Bu ev bizimdi’ dedi. ‘Bu evde Yaşar Doğu'yu yetiştirdik biz’ dedi. Orta okuldaki bir çocuk olan bana söylüyor bunu. Biz  5 göbekten beri Samsunluyuz. Babam ortaokul çağlarındaki çocuğa şu öğüdü veriyor:
1 Siyaset yapmayacaksın.
 2 Spor'a bulaşmayacaksın.
‘Çünkü bizim ailemiz spor ve siyasete bulaştığı için battı ‘ diyor. Babamın ailesinde okumamış adam yoktur. 
Ailesi para değil belki ama sermaye olarak Orhan Cazgır'a akil bırakmışlar. Akıl ve aklı doğru kullanmayı. 
Sana bir not vereceğim şimdi bunu gazetende yayınlamanı isterim diyerek AB projesi kapsamında bir Sanat okulunda verdiği ders notlarından başlıklar vardı.
Şöyle ki;
İNNOVASYON, AKIL, BECERİ, SOSYAL SERMAYE, TECRÜBE, DİPLOMA, PARA.
Bunları alt alta bir kağıda yazdı ve alttan iki tanesini yani katlayarak bana sordu.Diploma ve para odalar dolusu doldur. Ne yapar bunlar etkisi nedir bir insan için. Diploma ve para kendi başlarına bir şey yapamazlar ama İnovasyon,Alkıl ve beceri, Sosyal sermaye ve tecrübe tek başına hepsi birer birer çok şey yaparlar. Hepsi şahane olur ama buradan başlar diyerek İnovasyonu işaret etti. Gelişmiş ülkelerde İnovasyon çok yoğundur. Bizde yeni ve yavaş henüz. Sonra akıl. sonra beceri, becerikli adamın diplomaya ihtiyacı var mı yok Çok becerikli adam vardır bizde. parayı da bulur. Diploma da önemlidir ama iş adamı için dördüncü- beşinci derecede önemlidir. Becerikli olmak başka bir şeydir. Bunları yapanlar bütünüyle bu özelliklere sahip olanlar etkili yüzde birin içine girerler. Mükemmellik diye bir şey yoktur ama.her şehirde etkili yüzde beşin yaratılması lazımdır. Etkili yüzde beş yaratıldığında işin şekli değişir.
-Sen çok tevazu gösteriyorsun, başarıya ulaşmış bir insansın. senin geçmişte yaşadığın örnekler gibi varlıklarını yitirmiş birçok aile çocuğu var ama başarıya ulaşamamışlar. Yitip gitmişler, sen başarıyı yakalamış bir olarak fazla mütevazı olmamalısın başarını göstermeli ve örnek olmalısın?
Başarı nerededir biliyor musun? Başarı yüz hareket yapıp üçüne hedefe ulaşmaktır. Dünyanın kriteri bu yüz kişi aksiyon yapacak üçü başarıya ulaşacak yüzde yüz başarı yoktur.Deneme yanılma ,bu birinci yöntemdir. Bunun yanına İnovasyon koyabilirsin aklı koyabilirsin. Çünkü projen yoksa neyi deneyip yanılacaksın. projelendir, memanegmend bunlar çok önemli.Bizim ülkemizde büyük organizasyonları yapamıyor demek istemem de tam anlamıyla beceri gösterilemiyor.
-Orhan Cazgır'ın misyoner bir tarafı var?
Tabii misyoner olmazsam yaşayamam ben.60 yaşındayım misyonerim ondan besleniyorum ben.İşimden de çok para kazanmıyorum ben. Bak işimi bir yere getirdim.Belki burada mahalli ligde kalsaydım çok para kazanırdım ama  ben fabrikama yatırım yaptım .Niye. Hala yapıyorum Çocuklarımı da bu amaç doğrultusunda yetiştirdim. Onlara da söylüyorum.Amaçsız çocuğum yok benim.Şimdi ben daha mutluyum.Dünya liginde mal satmak ve dünyadaki en iyilerle yarışmayı seçtim. Çocuklarıma da hayatı gösterdim. Onlara söylediğim tekerleme şu: Hans'la Tom'u geçmiyorsan yoksun. Yani yabancıyı geçemiyorsan yabancı seni bitirir.Çünkü senin Now How’ın yok ve herhangi bi dünya normun yok.Sonra da onu geçeceğim diyorsun olmaz böyle bir şey.önce bireysel olarak Hans ve Tom'u geçeceksin.Onlar da o zaman seni kabul eder başka türlü kabul etmez.Birde dünyalı olmak gerek.dünyalı değilsen yaşama sansın yok.
Dünyalı olmak nedir?
Onlarla aynı havayı teneffüs etmektir.Aralarında olduğunda sırıtmamaktır. Sırıtıyorsan dünyalı değilsindir.Çok kültürlülük farklı bişeydir,konuyu Samsun'a getireceğim. Kozmopolit iki şehir vardır Türkiye'de birisi Samsun bir diğeri de İstanbul’dur. Samsun çok kültürlülüğü 200 yılda bünyesine sığdırmış şehirdir. Mono kültürü yıkmıştır.Geçen hafta Ankara'da Rusya' nın Trabzon Başkonsolosuyla ile aynı yerdeydik. Çernişev’in yıllar önce bize söylediğini biz de ona söyledik. yıllar önce Başkonsolosluk Samsun'a mı Trabzon'a mı kurulsun diye iki şehrin önderlerinin uzun süre tartıştığını anlattık. Ben konsolosluğun Samsun'a kurulması için 90 lı yıllarda çok mücadele ettim. Trabzon'a kurulmasını tek bir söz üzerine kabul ettim. Bakanlıktan yetkililer o zaman dediler ki bana:Mono kültürü kırmak istiyoruz. Bu konsolosluk mono kültürü kıracak.Samsun zaten çok kültürlülüğü özümsemiş onu yaşıyor.Samsun zaten  Dünyalı. Ama Trabzon'da mono kültür hakim. Konsolosluk o nedenle Trabzon’da kurulmalıdır dediler.  bunun için bu kavgadan ekildim.Gerçektende Trabzon Ruslarla bir ölçüde kırdı ama başlangıçta. Sonra bunu kabul etmediler. Şimdi Ruslar  bak Antalya'ya İzmir'e gidiyor. Ama bugünlerde Samsun bunu bozmaya çalışıyor. Çok kültürlü olmaktan mono kültüre dönmeye çalışıyor. Bu yanlış. Halbu ki dünyalı olabilmen için çok kültürlü olman gerek. Bazıları niye Trabzon olamıyoruz diye üzülüyor aksine Trabzonlu niye Samsun olamıyoruz diye üzülmesi lazım.Çünkü biz dünyalı bir şehre sahibiz.Niye dünyayı reddedipte içeriye kapalı bir toplumu istiyoruz. Kapalı mı olmalıyız açık mı olmalıyız.Açık bir şehirde mi çok para kazanırsınız açık bir şehirde mi.Bakın Ruslar 5 yıl ekmek yiyemedi Trabzon da. Ruslar orada ekmek yeseydi Trabzon’un çehresi de değişirdi.Trabzon onları kovdu oradan. Bunun olmaması lazımdı, benimde tek dileğim buydu.Arhavi örneği ortadayken üstelik ben gittiğim her yerde Arhavi örneğini anlatıyorum sanki gökten zembille inmiş oraya. 
-Birazda iş yaşamınızdan söz edelim isterseniz? 
Demirdöküm bayiliğinden başlayıp Amerikalılarla ortaklığa kadar giden serüvenini anlatırsak belki bu bakından da insanlara faydalı olabiliriz diye düşünüyorum. Biz Samsun Siad için yıllar önce Samsun için Bölgesel Master planı yaptırdığımızda. Orada şehrin bir hüviyeti çıktı ortaya Samsun ticaret ve tarıma dayalı bir yapıya sahip, tarıma dayalı sanayi yapılabilir deniliyordu. Ticaret yapılan şehirde kolay kolay sanayi yapılmaz. Ticaret erbabından sanayici olmaz. Ticaret erbabı ne yapar bilirimsin. Malına karını koyar satar buna alışmıştır. Bunu değiştirmek çok zordur.Ne zaman sanayici olur. Ticaret erbabı sokağa atacak parası olursa sanayici olur. Esas işi ticarettir onun.Toplum  bunu yapmasını istediği için yapar.Ticaret erbabı para kazanan adamdır ve sessiz sedasız liman ister. Hiç başı ağrısın istemez.Sanayicilik öyle değildir. Çok zahmetli bir iştir. Her yıl yatırım yapmak gerek. Makinelerini yani aslına tüm teknolojini yenilemen gerekecektir. Bunu yapman içinde para kazanmak zorundasın.Sanayici teknolojisini yenilemez ise ölür.
Fabrikamı neden Çorum'a kurdum.
Benim sanayiciliğimde ortaokul yaşlarımdaki ve sonra üniversite yıllarımdaki haylimden geliyor.Yani ben sanayici olacağım üreteceğim dediğim için önceleri oradan geliyor. Ben üretmek istedim. öğrenciyken aldığım arsayı da Samsun Organize Sanayi Bölgesinden yer almak için sattım. Samsun Organize Sanayi sitesinden fabrika kuracaktım. Rahmetli Vali Erdoğan Cebeci de girmişti devreye. OSB için  onay merkezi o tarihlerde Bayındırlık İl Müdürlüğüydü. Bir yıl Bayındırlıkta durdu projemiz. Bayındırlık Müdürlüğünden proje onayı çıkmadı.Bizde bu nedenle Çorum'a gitmiş olduk.
Pişman mısınız?
Hayır hiç pişman değilim.Nedenini söyleyeyim. Fabrikama bekçilik yapmıyorum görmeden yönetmeyi öğrendim.Allah razı olsun buna neden olandan. Görmeden yönetmeyi öğrenenler organizasyon yapabilenlerdir.O zaman Şeffaf olmak gerekiyor Böyle olunca her şey dört dörtlük oluyor. Bu durumda işletme sahibi profesyonelleşiyor da.Çorum bana görmeden yönetme yeteneğini ve bilgisini kazandırmıştır.Onun içindir ki yabancıyla ortaklık kurabildim ben.Yabancıyla ortaklıkta standardımı ve kalitemi yükseltti.Türkiye'de çok az işletmede bulunan ASME ve DNV standartlarını aldık. Bu normlara ulaşmayı yabancı ile ortak olmamız zorladı bizi.Bunları alabilmek için 2 yıla yakın antrenman yapıyorsunuz.Bu normlarda üretim yapamazsan Amerika'ya İngiltere'ye mal satamazsın.DNV Türkiye'de bir tek bizim işletmemizde var. Havada,karada ve denizde gidebilen konteynır tanklar üretiyoruz. Bunu bu coğrafya da bir tek biz yapabiliyoruz.
 
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.