19 Ocak 2018
  • Samsun8°C
  • İstanbul8°C
  • Ankara0°C
  • İzmir6°C
  • Ordu8°C
  • Sinop7°C
  • Giresun9°C
  • Amasya4°C

PAZAR SOHBETİ

Vitrini Beyoğlu’na benzetenlermarkanın da isim babası oldular

Pazar Sohbeti

03 Haziran 2012 Pazar 14:42

Ragıp GÖKER

Beyoğlu Kuruyemiş, yaşı 50' yi bulanların hatıralarında mutlaka vardır.

Gerek çocukluk gerekse ilk gençlik yıllarında mutlaka uğramışsınızdır Gazi Caddesindeki o dükkana.

Unutmuş olanlar için birkere daha hatırlatalım. Foto Aktaş'ı bilenler vardır. Üç beş adım yürüdükten sonra Arıca 'ların iş Hanı varya tam onun karşısında bir yerlere denk gelir Beyoğlu Kuruyemişçisi.

Biraz zorlayın hafızanızı.

Vitrini cafcaflı bir dükkân vardı hani.

İçerisine girdiğinizde sizi birinin yüzünde nur gölü olan ve gülümsemesi hiç eksik olmayan iki kişi karşılayacaktır.

"Buyurun" diyecektir nazik bir ses tonuyla ve "Ne arzu etmiştiniz" diye soracaktır.

O davet nedeniyle dükkanda ne var ne yoksa alasınız gelir.

Ama Hacı Mehmet ve Mahmut Saraçoğlu size ancak tüketebileceğiniz kadar kuru yemiş verecektir.

Bilir misiniz, onlar hiç kandırmadılar müşterilerini. Paha biçilmez bir itibar kazandırmıştır bu özellikleri onlara.

Dilerseniz bu güzel öyküyü ailenin ikinci kuşağından Süleyman Saraçoğlu' nun anlatımından dinleyelim:

Babam Hacı Mehmet Saraçoğlu, Babam dindar adamdır ama Hacı ilk adıdır,Nüfus kütüğünde de Hacı Mehmet Saraçoğlu yazar. 1946 yılında Kayseri'den Samsun"a gelmiş. Samsun'da Leblebi satan Eniştesi Hacı Yusuf Vicdanlı'nın yanına çırak olarak girmiş. Daha sonra Babam Askere gidince Enişteleri yalnız kalmasın diye amcam Mahmut Saraçığlu'da Samsun'a gelmiş.

Babam ve Amcam 1955 yılında kendi işlerini kurmuşlar. Gazi caddesinde küçük bir dükkan kiralamışlar. Öyle bir vitrin yapmışlar ki; görenler "Beyoğlu'na benziyor" demişler. Beyoğlu Kuruyemiş doğmuş böylece. Babam ve Amcam her sabah ve her akşam Vitrin camlarını sabunlu suyla yıkarlarmış mutlaka. Temizlik Samsun halkının gözünde Bizim dükkan için güven duygusunu geliştirmiş. Ama Babam ve Amcam, müşterilerini hiç kandırmamışlar. Hiç bayat kuruyemiş satmamışlar. Dükkana her gelen müşteri mutlaka taze ürün almış.

Babamla akşam yemeklerinde birlikte olamadık.

Babam ve amcam öyle çok çalıştılar ki ben çocukluğumda ve askere gittiğim yıllara kadar babamla birlikte akşam yemeklerinde hiç birlikte olamadım. Hatırlamıyorum ben. Babam sabah altıda dükkana gider gece sinemaların dağıldığı saat olan 12'ye kadar dükkanda kalırlarmış. Öğle yemeklerini de yine evden getirip dükkanda yerlermiş. Benim içimde bir yaradır bu. Kendi adıma üzülürken, babamın yerine koydum kendimi sonraları aklım erdiğinde yanı. Babam 'da çok üzülürmüş bu durumda. Kim istemez çocuklarıyla akşam yemeğinde aynı sofrada olmayı. Ben buna çok özen gösteriyorum şimdi. Akşamları mutlaka aile bireyleriyle birlikte olmaya çalışıyorum. Seyahatte olmaz isem ya da iş yemeğinde dışarıda olmak zorunda değilsem mutlaka akşam yemeği için eve giderim.


-Bir çuval ay çekirdeği
Başlangıçta sıcak leblebi satarlarmış,1958 yılında bir çuval ay çekirdeği getirtmişler Kayseri’den. O zamanlar bir çuval ay çekirdeğini ancak bir yılda satabilmişler. Sonraki yıl bir ton getirtmişler, dükkana giren herkese ay çekirdeğini tattırmışlar. Samsun'da o tarihlerde ay çekirdeği bilinen bir kuruyemiş çeşidi değilmiş. Bir yılda tanıtmışlar Samsun'a bu lezzeti. Üçüncü yıl bu defa bir kamyon ay çekirdeği getirtmişler ve onu da satmışlar. İlk yıl bir çuval ay çekirdeğini ancak satabilirken günümüzde belki bir saat bile sürmüyor bir çuval ey çekirdeğinin satışı. Ay çekirdeği sadece bizim değil sektörümüzün amiral gemisidir günümüzde. En çok ilgi gören kuruyemiş çeşidi ay çekirdeğidir yani.

-Kravat takmadan müşteri karşısına çıkmazlardı.
Beyoğlu kuruyemiş dükkânında müşteri karşısına kravatsız çıkılmamıştır. Müşteriye saygı göstermek Babam ve Amcam için temel prensiptir. Müşteriye saygılı olmanın en temel unsuru da başta temizlik, sonra güler yüzlü olmak ve illi de kravatlı ve iyi giyimli olmak. Bunlar temel prensiplerdir. Böyle marka olunuyormuş demek ki. Babam Hacı Mehmet Saraçoğlu Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikamıza gelir zaman zaman haftanın bir iki günü vaktinin bir bölümünü fabrikada geçirir. Halen Kravat takmadan fabrikaya gelmez biliyor musunuz? Bir şeyi prensip edinirseniz o sizin alışkanlığınız oluyor demek ki bir süre sonra.

Beyoğlu Kuruyemişçisi ay çekirdeğinden sonra 1960 yılların sonunda Çin'den Hindistan cevizi getirmeye başlamışlar. Samsunlular Hindistan cevizine çok ilgi duymuşlar.Bunun yanı sara kabak çekirdeği,yer fıstığı ve badem de gelmeye başlamış,ayrıca Hindistan ve Vietnam’dan meyve kabuğu şeklinde kabuğu kırılarak yenilen ve kestane tadını andıran Kaju meyvesinin Samsunlu ile tanışması da bu yıllara denk gelir.

Bir ara bu işten sıkılır babam ve amcam 1974 ve 75 yılları ararsında bizim dükkanın karşısına denk gelen bir yerde başka bir dükkan satın alınır. Beyaz eşya satıcılığına başlarlar, bu işi yaparlar bir süre. Aslında Kuruyemiş işini de büyütmek istiyorlar. Yeni makinelerde alınmış bu arada, içten içe pişmanlık duygusu da yaşıyorlar.

-1981yılı dönüm noktası
Ben 1981 yılında askerden döndüm. Babam ve amcam bana bir telkinde bulunmadılar. Ama ben kuruyemiş işi yapacağımı söyleyince de çok sevindiler.6 Nisan 1981 tarihinde sanayi sitesinde 400 metrekare bir dükkan tuttum. Saraçoğlu Gıda Sanayi kurulmuş oldu. Sıcak satış yapıyorum. Servis satış o tarihlerde bilinmiyor. Bir ben varım piyasada servis satış yapan bir de bir gıda firması yapıyor böyle ticareti. Bir Anadol kamyonetim vardı o tarihlerde Samsun ve ilçelerinde kuruyemiş satıyorum. çok ta yoruluyorum Kardeşim Adnan o tarihlerde lise öğrencisiydi acıdı benim halime okulu bıraktı geldi imalathanede bana yardım etmeye başladı.1984 yılında amcam kuruyemiş işi yapmak istemedi, o beyaz eşya işinde kaydı. Halen Gazi Caddesinde Beyoğlu beyaz eşya satıcısı olarak işine devam ediyor.

Babam Antep’e telefon etti. "Bana bir kamyon fıstık gönderin "dedi. Geldi bir kamyon fıstık, Kayseri'yi aradı bir kamyon ay çekirdeği, Denizli’den bir kamyon nohut geldi. Şaşırdık biz ama anladık ki babam insan biriktirmiş. Öyle bir güven vermiş ki hiç para vermeden birkaç kamyon dolusu hammadde geldi. ve Bana dedi ki: Oğlum bunları işle ve sat ama sattığın günün ertesinde adamların parasını öde. Biz hala çek falan kullanmayız. Bu baba mirasıdır. Kimden mal almış isek hemen parasını vakti geçmeden geri öderiz.

50 Nc kamyon şirketin büyüme sürecini başlattı

Anadol kamyonla satış yaparken, ne zaman 50 nc kamyon görsem kamyonetimi kenara çeker kamyonu seyrederdim."Bir gün bende böyle bir şeye sahip olacağım" diye düşünür, bunun hayalini kurardım.1983 yılında borçlanarak aldım kamyonu. Satışın 10 kat arttı. bu defa Amasya, Merzifon, Tokat, Ordu, Giresun ve Sinop'a gitmeye başladım. İşimin büyümesinin başlangıcı 50 NC kamyonun satın alınmasıdır. Sanayide 400 metrekare dükkânla başlayan işimiz bugün Organize Sanayi Sitesinde 4 bin metre kare kapalı alanı olan işletmemize kadar uzandı. Organize Sanayi Bölgesindeki işletmemiz o günlerde bize yeter gibi geliyor da. Hatta ne yapacağız bu kadar büyük atölye de diye bile düşünüyorduk. Şimdi bu fabrika bize yetmez oldu.10 Metre kare kapalı alanımız olsa keşke diye düşünüyoruz.

Bugün Özbeyoğlu adı ile faaliyet gösteriyoruz ama Beyoğlu kuruyemişçisini 3. Kuşağa devretmeye hazırlanıyoruz. Oğlum Mehmet Saraçoğlu işin ucundan tuttu. Yeğenlerim de isterlerse işletmede görev alırlar. Ama hiç birini zorlamayacağız. Burası onların malıdır. Gelecek için planlarımız arasında Marmara Bölgesinde yatırım yapmak var. Önce bu bölgede ürünlerimizi satmayı düşünüyoruz ilgi görürsek bu bölgede bir işletme kurmak arzusundayız.






Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.