23 Mayıs 2018
  • Samsun17°C
  • İstanbul18°C
  • Ankara14°C
  • İzmir21°C
  • Ordu17°C
  • Sinop18°C
  • Giresun17°C
  • Amasya14°C

METİN BURMA: GÜZELİ KİM İSTEMEZ

Belediyenin mallarını satmakla eleştirilen Burma, ‘’Bu konuda eleştirilmek bana onur verir. Gizli kapaklı işimiz yok. Ama geçmişte belediye malları peşkeş çekilmiş. Bu konuda karara bağlanmış mahkeme dosyaları vardır ve mevcuttur. 5 yıl boyunca SSK ve Ver

Metin Burma: Güzeli kim istemez

02 Aralık 2012 Pazar 15:59

1950 yılının ilk günü yeni yıla yeni bir başlangıç yapar Fatma ve Osman Burma çifti. Genç çiftin ilk çocukları Metin dünyaya gelmiştir. Tarih 1 Ocak 1950’ dir. Vakfıkebir’in Mısırlı köyü ilçeye 4-5 Km uzaktadır. Metin Burma Mısırlı köyünde büyür. İlkokulu tamamladığı 1962 yılına kadarda bu köyde yaşar.

Metin Burma İlkokulun en başarılı öğrencilerindendir. Öğretmeni Keleş Ertuğrul, Köy Enstitülerinden yetişme idealist bir Cumhuriyet öğretmenidir. Öğrencilerini de Köy Enstitüsünde ne öğrendiyse öyle yetiştirmeye çalışır. Derslerin yanı sıra öğrencilerine duvar işçiliğini ve iyi tarım yapmayı da öğretir.
Metin Burma öğretmeni Keleş Ertuğrul tarafından ilkokulda o kadar iyi yetiştirilir ki; İlkokuldan mezun olurken lise düzeyinde bir öğrenciye denk eğitim almıştır. Üstelik elektriksiz köy evinde idare lambası ışığında ders çalışarak.
Metin Burma, birçoğumuz gibi köy çocuğudur. Zorluklara karşı direnci de buradan geliyor olmalı. Mısırlı köyü Vakfıkebir’in bir dere yamacına kuruludur. Köyde herkes tarafından sevilen dedesi Ahmet Çavuş’un sevgili torunu Metin tarlada da çalışır hayvanların otlatılmasında da aileye yardımcı olur.
Okula gitmemiştir Annesi Fatma ve Babası Osman Burma. Okuma yazmayı da kendi gayretleriyle öğrenirler. Osman Burma hesap makinesi gibidir. Matematikte pratik bilgisi bu eğitimi alanları bile kıskandıracak mükemmelliktedir.
Mısırlı Köyü dere yamacında ya tarım yapmak zor, zorluklar yenilir elbet çünkü azimli adamdır Osman Burma, Metin henüz 5. sınıfı okurken Gurbet yollarına düşer. Samsun’da bir tanıdığın yanında işe girer. Okul bitince de çoluk çocuğunu Samsun’a getirir Osman Burma.
Selahiye Mahallesinin kadifekaleye yakın Nine Hatun Sokaktaki bir evde kiracı olarak yaşamaya başlar Burma ilesi. Anne Fatma Burma bir İnek alır. Sütünden yağından aile bütçesine katkı sağlamaya çalışır.
Metin Burma Mithat Paşa’da başlar Ortaokula. Herkesin koktuğu Sıfırcı Kamil bile sever Metin Burma’yı. Benimde Mithatpaşa’da Matematik dersime giren Şeref Hoca’ nın (Şeref Acarel) en sevdiği öğrencilerindedir. Çünkü Matematikte sınıfın ey iyisidir Metin Burma. Yeri Gelmişken Şeref Hocamıza buradan bir selam gönderelim ‘’Ellerinizden öperiz Hocam, Sağlık ve afiyetle nice mutlu günler dileriz’’
Lise Yılları 19 Mayıs Lisesinde geçer. Burada da özellikle Apşiş’in en sevdiği öğrenci olur Metin Burma. 19 Mayısın eski öğrencileri bilir. Cebir dersinin ünlü hocasıdır. Apşiş, sınav sonuçlarını okurken ‘Şıfır şoşuğum (Sıfır çocuğum)’ demesiyle ünlüdür. 19 Mayıs’ın öğrenci dostu Mustafa Durmaz’la hala görüştüğünü söylüyor Burma.
Üniversite sınavı iki aşamalıdır. İlk sınav kolaydır. İkinci Sınavı da başarıyla geçen Metin Burma İTÜ Maçka Mimarlık Fakültesini 17. sırada kazanır.
ZOR BİR ÖĞRENCİLİK
Fakülte yılları 12 Mart döneminin henüz etkisini yitirmediği günlerdir. Öğrenci evi ya sık sık eve polis baskını yapılır. Siyasal Bilinç oluşur tabii ki Metin Burma’da. Ülke ve öğrenci olaylarına duyarsız kalmaz ama sokak hareketlerinde de uzak durur. Dersler ağırdır zira. Ancak halkın ve öğrencilerin taleplerini her zaman haklı bulur.
İLLER BANKASI VE MUZAFFER ÖNDER
‘’Memuriyetim iller Bankasında başladı’’ diyen Metin Burma’nın yaşamını bundan böyle kendi ağzından dinleyelim.
Okul bitince İller Bankası Genel Müdürü Mazhar Haznedar’a gittim. İş istediğimi söyledim ‘’Bana niye geldin ki, Muzaffer’e git’’ dedi. Muzaffer Önder’i tanımıyordum. Muzaffer Abi’ye, İTÜ’den mimar olarak mezun olduğumu ve iş istediğimi söyledim. Beni dinledi bir süre. Meğer beni sınava tabi tutarmış ne bileyim, konuşmamızın sonunda ‘Yarın gel başla’ dedi.
ERZURUM’A SÜRGÜN EDİLİR
Muzaffer Abi 1977 Milletvekili oldu. Ben çalışmaya devam ettim. Çok sevildiğimi biliyordum 1980’de 12 Eylül darbesi oldu. Darbeciler beni 1982’de Erzurum’a sürgün ettiler. Bir süre Erzurum’da kaldıktan sonra memuriyetten ayrılarak serbest çalışmaya başladım.
Siyaset ne zaman başladı?
Siyasete 1984 yılında Rahmetli Cemal Altay’ın İl Başkanı olduğu dönemde Sodep’ten Belediye Meclisine aday olmakla başladım. O seçimde Meclis üyesi oldum. Kemal Vehbi Gül Belediye Başkanıydı. Hikmet Acuner, Rahmi Saraç. Sırrı Soytoprak, Cemal Ulusoy, Aydın Şahin gibi isimler vardı bizim gurupta. Belki gelmiş geçmiş en iyi guruptu müthiş bir tempoyla çalışıyorduk.
1989’DA MUZAFFER ÖNDER’E YENİLDİM
1989’da Belediye Başkanlığı için yapılan ön seçime katıldım. Partililer Muzaffer Abi’yi seçti. O zaman şöyle bir değerlendirme yapılmıştı. ‘’Metin Burma’da çok başarılı ama Vehbi Gül’e karşı seçimi Muzaffer Önder’le kazanırız. Metin Burma’yı daha sonra değerlendiririz’’. Muzaffer Abi Başkan oldu ama bizden de yararlanmayı sürdürdü. O dönemde de çok katkı verdiğimi bilirim
ATAKUM’UN KURUCU BAŞKANLIĞI
Samsun Belediyesi Büyükşehir olunca Atakum Belde Belediye Başkanlığı kurulmuştu. Seçimi ben kazandım. Bana diğer başkanlara olduğu gibi Büyükşehir Belediye binasında bir oda ve masa verilmişti. Sıfırdan kurdum Atakum’u. Bugün araç gereç ve diğer varlıklarıyla Samsun’un en güçlü Belediyesi olmuştur.
2004 YENİLGİSİ
2004 seçimlerinde Metin Burma ve Muzaffer Önder yine siyasi konjöktür gereği farklı yerlere savrulur. Ayrı partilerde seçime girerler. CHP Metin Burma’nın karşısına  Cemil Deveci’yi aday olarak çıkarır. 2 sol parti oyların büyük bir bölümünü alırlar ama
İÇTEN ‘GEL’ DENSEYDİ!
 Solun iki adayı bir birlerini de böleler. Ak Parti adayı Adem Bektaş bu fırsatı iyi değerlendirerek seçimi kazanır. O dönemi Metin Burma şöyle değerlendiriyor: ‘’ Hatırı sayılır bir arabulucu olsaydı ve içten bir ‘Gel’  denebilseydi. O süreç yaşanmazdı. Her şeye rağmen Muzaffer Abi, Cemil Bey’e verdiği desteğin birazını bana da verseydi biz 2004’ü kazanırdık. O gün kazansaydık, bugün her seçime gözümüz kapalı girerdik’’
FABRİKA GİBİ ÇALIŞIYORUZ
Araç gereç, yani makine parkımızla, bakım onarım ve atölyelerimizle ve de şantiyelerimizle  günümüzde Atakum Belediyesi devasa bir işletmeye dönmüştür. Büyük bir fabrika gibi çalışıyoruz. Bunu Atakum’a biz kazandırdık.
ATAKUM DEV BİR ŞANTİYE, AMA TERTEMİZ
Atakum’daki gelişmeleri dışarıdan gelenler daha iyi anlıyor. Şöyle bir değerlendirme yapıldığını duymuştum. ‘ Atakum dev bir şantiye gibi ama tertemiz’. Gerçekten de Atakum dev bir şantiye görünümünde ama tertemizdir.
ATAKUM = 2 KAVAK, 1 HAVZA
Atakum sürekli büyüyor. Karadeniz’deki bütün şehir ve ilçeler göç veriyor. Bir tek Atakum göç alıyor. Bir buçuk yıl içersinde Atakum’un nüfusu 30 bin arttı. Arkadaşlarım şöyle bir espri yapıyorlar: Bir buçuk yılda 2 kavak ve bir havza kadar büyüdük.
20 DOLAYINDA ESER KAZANDIRDIM
Bir reklamını çok iyi yapan belediyelere bakın bir de bizim yaptıklarımıza. Yaptıkları bir elin parmaklarını geçmez ama ben bir çırpıda 20 eser sayarım size. Bizim kültürümüzde yaptıklarımızla övünmek yoktur. Bunları söylerken utanıyorum aslında. Ama vatandaşlarımın da bilgi sahibi olması için yaptıklarımızdan söz edeceğim. Örnek mi? Alın size yaptıklarımızdan bir demet: Kültür Merkezi (AKM’ ye denk), Çakırlar Korusu (Samsun’a renk katmıştır), Altınkum Düğün Salonu ( Samsun’un en güzel salonu), Engelliler için Yaşam Parkı,Kent Stadyumu, Semt Spor Alanları ( Futbol sahaları) 70 dolayında çocuk oyun parkı, Belediye hizmet binasının geliştirilmesi, Kapalı otopark ve çevre düzenlemesi, Atakent kapalı Pazar yeri, Rotary kulübü işbirliği ile Lösemili çocuklar için yaşam merkezi. Alpaslan caddesinde içersinde hobi merkezlerinin bulunduğu bina, Çatalçam da içersinde sosyal tesisi olan Pazar yeri ve iş merkezi, Çatalçam sahilde sosyal tesis, Çatalçam yukarı mahallede sosyal tesis, Taflan halı saha ve sosyal tesis, Taflan öğrenci yurdunun yemekhanesi ve sosyal tesisi, Yeşildere’de hanımlar için  kültür ve spor merkezi, Atakent’teki binanın geliştirilmesi, Alanlı Orman piknik alanın düzenlenmesi, Deniz Kafe ve Büyük Halk İskelesi. 700 dolayında sporcuyu bünyesinde bulunduran Atakum Belediyespor’un kurulup geliştirilmesi. Bütün bunların yanı sıra kültürel ve sanatsal etkinlikler ki; konser ve sergiler buna dahildir.
‘’Hep borçlardan söz ediyor, Sattıklarını niye söylemiyor’’ diye eleştiriler yapılıyor. Bunlar için ne söylersiniz?
Bu eleştiriyi bana yöneltenler, bu konuda en son konuşacak kişilerdir. 28,5 milyon borç bıraktılar. Yapılanlar ortada ne yaptılar. Söyleyeyim. Düğün Salonu, yaptılar, arsasını ben bıraktım, buna karşın ben Altınkum’da daha güzelini yaptım, Yine arsasını benim verdiğim hizmet binası yapmışlar.  Belde hizmet binasıydı biz geliştirerek kent hizmet binasına dönüştürdük. Yaptıkları kaldırımların değiştirilmesini istiyor halkımız. Yapılanlar bunlar ve de 28,5 milyon borç bırakmışlar. Belediyenin varlıkları peşkeş çekilmiş. Biz geldikten sonra 5 yıl boyunca bunlardan SSK ve vergi istemeyen devler, ikinci hafta da kapımızı çaldı. İcraya verildik. Belediyenin itibarı bitmişti. 50 liralık bile mal alamıyorduk belediyeye. Ben ve arkadaşlarımın kişisel kefaletiyle demir çimento aldık esnaftan. Akaryakıt bile alamıyorduk veresiye ve bütün gelirlerimize haciz konmuştu. Bir taraftan hizmet ürettik bir taraftan borç ödedik. Belediyenin varlıklarını iyi değerlendirdik. Bizim peşkeş çektiğimizi kimse söyleyemez. Belediyeyi hem böyle bir yapıda bırakmışlar, hem de şimdi çıkıp neden sattıklarından söz etmiyor diye eleştiriyorlar. İnsaf diyorum.
DOSYALAR ELİMDE
2009’da yeniden göreve geldiğimizde geçmiş döneme ait dosyaları görüştük. Meclis bu dosyaları karara bağladı. Yine meclisimiz suç duyurusunda bulundu. Bu konuda karara bağlanan dosyalar var. İlginç soygun düzenleri var. Atakum’un nasıl soyulduğuna dair karara bağlanmış mahkeme dosyaları var. 4 yıl geçti diye unuttuğumu zannediyorlar. Hiçbir şeyi unutmadım, bu konuda dosyalar mevcuttur ve vardır. Bunu temel alarak, ‘Borçları anlatıyor da sattıklarını niye söylemiyor’ diyorlar. İlginç buldum bu yaklaşımı. Bizim sattıklarımız gizli kapaklı değil ki. Meclis kara bağlamış ve bir karar almış üstelik belirlenen bir fiyatın altına satılmaması için karara not ta düşüşmüş. Aslında bununun öyle olmasını da ben istedim.
GİZEM GİBİ DÖSTERİYORLAR.
Meclis kararlarına belediyeye ait varlıkların satışıyla ilgili taban fiyat şartı konulması başka hiçbir belediyede yoktur. Bu uygulama bir tek Atakum Belediyesinde bizim dönemimizde alındı. Devletten ne aldım, devlete ne verdim. Bütün bunlar ayan beyan ortadadır. Gizli kapaklı işimiz yok. Gizem gibi göstermeye çalışıyorlar. Hiçbir şey bulamamışlar bunu söylüyorlar. Bu eleştireler için aslında teşekkür ederim. Bunlar nedeniyle eleştirilmem bana onur veriyor aslında.
PEŞKEŞ İDDİAMA İTİRAZI OLAN VARSA GÖRÜŞELİM

Ben geçmişte belediye mallarının peşkeş çekildiğini iddia ediyorum. Buna itirazı olan.
Varsa bunu da görüşelim. Biz bu belediyeyi düzene sokmak için 1,5 yıl süreyle çile çektik. Gecemizi gündüzümüze kattık. Günlerce burnumun kanaması durmadı. Bu arada bir de belediyemizin sınırları gelişti 6 küçük belediye bünyemize katıldı. Onların personeli ekipmanları falan hepsi problemdi. Yığınla dosya gelmişti önümüze. Bir de hacizlerle boğuşuyorduk.
YARDIMA MUHTAÇLARA SİYASET YAPMAM
Ben işten yılmam. İş ne kadar çoğalırsa çalışma azmim de artar. Ama ilçemde yardıma muhtaç insanlar varsa bu konuda siyaset yapmam. Yeterince yadım ettiğime inanıyorum aslında. Yardıma muhtaç insanların durumu beni son derece etkiliyor. Muhtaç bir ailenin yardımına koşmak benim için dünyanın en büyük mutluluğudur. Her şeyimiz olmasın ama dara düşen insanlarımız da olmasın. Bu konuda siyasi hesap olmaz.

Söyleşi: Ragıp GÖKER
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.