19 Ocak 2018
  • Samsun8°C
  • İstanbul8°C
  • Ankara0°C
  • İzmir6°C
  • Ordu8°C
  • Sinop7°C
  • Giresun9°C
  • Amasya4°C

DIŞI SENİ İÇİ BENİ YAKAR

ŞÜKRÜ KARAMAN

12 Ocak 2018 Cuma 10:00

Meslek büyüklerimizin sık dile getirdiği gibi “Adam gibi, layıkıyla, dürüstçe, objektif olarak yapılırsa dünyanın en güzel mesleğidir gazetecilik.”

Önceki gün  ” 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” idi.  1960’lı yıllarda basın emekçilerinin radikal   yasal haklara kavuştuğu gün olarak kabul edilen 10 Ocak, meslekteki aşınmadan, iki yüzlülükten, basın özgürlüğünün kısıtlanmasından, hapisteki gazeteci sayısının artmasından, medyadaki tekelleşmeden giderek özünü yitirmeye başlasa da meslek örgütleri tarafından her yıl kutlanıyor.

Günümüzde onlarca gazetenin özgürlüğünden yoksun olması, 10 bine yakın meslektaşın işini kaybetmesi dürüstçe yapıldığında dünyanın en zevkli, güzel mesleği olan gazeteciliği çileli, tehlikeli ve  zor hale getirdi.

Demokrasileri ayakta tutan, yasama, yürütme ve yargılamanın ardından dördüncü kuvvet olarak bilinen gazetecilik, yaşanan olumsuzluklardan dolayı erozyona uğradı. Yine de her türlüğü zorluğa göğüs geren basın emekçileri dördüncü kuvvet olmanın işlevini yerine getirmeye çalışıyor.  

Kamuoyu adına karda kışta, geçim sıkıntısı çekerek, horlanarak 24 saat koşuşturan, çatışmanın, savaşın içinde olan, doğal afetlere ilk giden görev yapan insanların özveri ile yaptığı meslek gazetecilik. Her türlü fedakarlığa karşın gerçekleri gün yüzüne çıkardıklarından, yazdıklarından dolayı çok fazla seveni, sayanı olmuyor, hapse bile atılıyor. 

 Haber peşinde koşarken adeta kendilerini parçalayan, genç yaşlarda bedenleri, kalpleri iflas ederek yaşamını yitirenlerin mesleğidir gazetecilik. Yani o denli riski, yaşamsal tehlikeyi içinde barındırıyor. Tüm olumsuzluklarına karşın, tarafsız, onurluca, objektif, dürüst yapılırsa keyifli  mesleklerin başında yer alır. Zaten bu tutku ve özveriye sahip olmayan yapılamaz gazetecilik.

Zor koşullarda çalışan gazetecilerin ücretleri, sosyal hakları öyle bilindiği gibi yüksek değildir.  Meslek aşkına yıllarca kadrosuz, asgari ücretten bile düşük ücretle çalışmayı göze alırlar, sabırla kadro beklerler. Bu hakları aldıklarında da dünyalar onların olur.  Yani ödülleridir uzun süre bekleyip elde ettikleri kadro,  maaş ve sarı basın kartı.

Günümüzde medyada çalışan on binlerce meslektaş ne yazık ki sendikal haktan yoksun haber peşinde koşuşturuyor. Türkiye’de basın iş kolunda 100 bine yakın kişi çalışıyor. Bunlardan 25 bini gazeteci olarak tanımlanırken, 9 bini işini yitirdi. Basın işkolu yüzde 29 oranla işsizliğin en yaygın olduğu sektör.

Etkin 18 bin gazeteciden ancak 3 bini biraz aşanı sendikalı.  Toplu iş sözleşmesi hakkından ancak 2 bin 500’ü yararlanabiliyor. Ekonomik anlamda güçlü medyanın amiral gazetelerinde, televizyonlarında çalışanlar sendikaya üye değil.  Sendikalar buranın kapısına bile yanaşamıyor. Yanaştıklarında kovalanıyor.   

Son yıllarda sayıları mantar gibi çoğalan iletişim fakültelerinden hevesle mezun olan yüzlerce genç, sektördeki olumsuz koşullardan başka alanlarda iş arıyor. Eğer bulabilirse kendini şanslı sayıyor işsizliğin yaygın olduğu günümüzde. Yani okul sıralarındaki hevesleri  sektörün gerçeklerini öğrenince  kursağında kalıyor.

 

Demem o ki, medya sektörü dışarıdan ne kadar iştah kabartıcı, alımlı görünse de gazetecilik zor koşullarda  özveri ile yerine getirilen, yıllarca kadro ve yüksek maaş bekleyenlerin çalıştığı meslek. Zaten kadro ve yüksek maaşa kavutluktan sonra işler rayına giriyor.

Tabii bu mesleğin olmazsa olmazları yetenek kadar, merak, sorgulama, düşünme,  okuyarak, araştırarak sürekli kendini geliştirmektir. Eğer bu özellikleri içinde barındırmıyorsa o kişi gazeteciliğin yanından bile geçmesin. Çünkü başarılı olma şansları sıfırdır.  Yaptığı haberden, yazısından ötürü özgürlüğünü ve işini yitirmek, aşağılanmak, hırpalanmak,  diğer yanda ekonomik zorluklar; gazeteciliğin değişmez yazgısıdır.

Eğer bunları göze alabiliyorsa gazeteciliğe soyunmalı hevesli gençler.  Karamsar bir tablo ortaya koydum, ancak gerçek böyle. Hani bir deyim vardır, “dışı seni, içi beni yakar”. Gazetecilik mesleği de tıpkı öyle. Yine de hakkıyla yapıldığında en zevkli, keyifli mesleklerinden biridir. 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.