23 Mayıs 2018
  • Samsun24°C
  • İstanbul23°C
  • Ankara26°C
  • İzmir30°C
  • Ordu21°C
  • Sinop20°C
  • Giresun23°C
  • Amasya26°C

BİZİM KIZAN'IN FİLM GİBİ HİKAYESİ

Rumeli göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı ve bu nedenle "Bizim Kızan" diye anılan Tekkeköy'ün Tekkeköy'ün CHP'li Belediye Başkanı Hayati Tekin'in ailesi Kıbrıs Barış Harekâtının yapıldığı yıla kadar, Menderes ve Demirel'e ha

Bizim Kızan'ın film gibi hikayesi

25 Kasım 2012 Pazar 15:19

Babasının 1974 yılı Eylül ayında ölümünden sonra hayatı zorluklar içinde geçen Tekin, Üniversite yaşamını anlatırken "Köpek gibi süründürdüm" diyor.

Onun dedeleri ve nineleri de tıpkı benimkiler gibi suyun öbür yakasından.
Hayati Tekin'in de benim gibi kökleri Rumeli'ye dayanıyor. Bu bakımdan Tekkeköy'ün Mübadilleri onu "Bizim Kızan" diye anıyorlar.
Nedir Kızan?
Bizimkiler kız çocuklarını Mari, Erkek çocuklarını Kızan olarak anarlar.
Misal;
Bizim köylerde bir erkek çocuğu bir yerlere çağırılacaksa "Gel buraya bre Kızan" diye çağırılır.
Kız çocukları da "Gel buraya mari" diye çağırılırken.
Sevgilerini de, öfkelerini de isimle değil de bu takıyla gösterirler.
Yani Hayati Tekin, Mübadillerin "Bizim kızanı".
Böyle anılmak hoşuna gidiyor mu? diye sordum. 
"Gönlümü okşamadığını söylesem doğru olmaz, hoşuma gidiyor elbette. Ancak, bana sadece mübadiller oy vermiyor ki, beni yerli halk ta seviyor. Karadeniz'in çeşitli yerlerinden göç edip ilçe sınırları içersine yerleşen insanlar da" diyor.
Hayati Tekin öylesine bir halk adamı ki bu yüzden mübadillerin dışındaki halk ta onun gıyabında konuşurlarken kendisini "Bizim Başkan" olarak anıyorlar.
Bizim Kızanın yaşam hikayesi filmlere konu olabilecek türden.
Şimdinin Sosyal Demokratı ama çocukluğu Menderes ve Demirel sevgisiyle geçmiş.
1974 yılında Samsun Halinde bir karpuz kamyonun altında kalarak yaşamını yitiren Babası İbrahim Tekin, namı diğer İbraam Aga Menderes ve Demirel'i çok severmiş.
Hayati Tekin, babasının bu tutkusunu şöyle açıklıyon mesela. "Babam tam bir Menderes ve Demirel hastasıydı"
Yaklaşık 8 ay önce yitirdiği anası Cemile Hanım da Başlangıçta Menderes ve daha sonra da Demirel'i çok sever.
Cemile Hanım, Bu iki siyasetçiye o kadar düşkün ki: "Ben anne sütüne çok düşkün bir bebekmişim. Anam, Adnan Menderes'in idamını öğrendiğinde öylesine üzülmüş ki, üzüntüden Anamın sütü kesilmiş, Beni 5 yaşıma gelinceye kadar Süt Anam Nafiye Özkan emdirmiş. Diye anlatıyor Hayati Tekin ve anasının bu özelliğini anlatmayı şöyle sürdürüyor;
Rahmetli anam ben Kutlukent Belediye Başkanı oluncaya değin hep sağ partilere oy vermiştir. Anamın sağ siyasete o denli bağlılığı vardı ki: Bir gün köyün bakkalı olan Babamı CHP Milletvekili İlyas Aktaş ziyarete gelir. Anam, bir CHP’liye çay demlemek günah olur düşüncesiyle çay demlemek istemez. O an Babamın çay demlediğini anımsarım.
BİR DANA, BİR KUZU
Ben 1959 yılında Çırakman Köyünde doğdum. Çok haylaz bir çocuktum. Okulumuz bizim evin karşısındaydı. Top oynamayı çok seviyordum. Derslere ilgi göstermezdim. Babam çok sert bir adamdı. Babamın çok tokadını yemdim bu nedenle. O zamanın çocuk yetiştirme yöntemi olarak en belirgin olanı döverek terbiye etmek üzerine kuruluydu. Babam her yaz bana bir kuzu alırdı.  Bir ineğimiz ve dolayısıyla onunda bir buzağısı olurdu. İneği Sığırtamaça verirlerdi. Ben de kuzumu ve danamızı otlatırdım. 
İlkokulda 1. Sınıfı Yılmaz Elmas'ta,2 sınıfı onun eşi Elmas Yılmaz'da okudum. 3. sınıfta İncilay Ünal, 4, ve 5. sınıfı ise Salih Kılıç öğretmende okudum. Ancak ben de iz bırakan Okul Müdürümüz Ahmet Demirel olmuştur. Ahmet Öğretmen dersimize girmedi pek ama ben hayata hazırlayan öğretmen olmuştur. Evimizin karşısında otururlardı. Hem komşumuz, hem öğretmenimizdi Ahmet Demirel, hem ağabeylik etmiştir. Evimizin bir büyüğü gibiydi. Babamın ölümünden sonra ailemizi korumuş kollamıştır. Dul bir kadının köy yerinde bir başına yaşaması zordur. Eşi anama yerenlik etmiş ben üniversitedeyken anamın yalnızlık çekmemesi için bütün gayreti göstermişlerdir.
OKUMAK İSTEMEDİM
Ben ortaokula gitmek istemedim, oyun oynamak daha cazipti. Anam ve babamın inadını kırmıştım. Köyde herkesin Komünist Yılmaz olarak bildiği Yılmaz Elmas ki; Töbder üyesiydi TİP' te yöneticilik te yapmıştı kendisi bir gün bizim eve geldi "Köpekleri mi taşlayacaksın lan sen" dedi. Atatürk Ortaokuluna kaydım yapıldı. Köyden şehirdeki okula gidip geliyordum. Ben köy çocuğu olarak kolay adapte olamadım. Aşağılık kompleksini yoğun yaşıyordum. İlk sene 5 dersten çaktım. Sonraki senelerde bu duygumu yendim.
SANAT'IN ELEKTRİK BÖLÜMÜNE 1. OLARAK GİRDİM
Ortaokuldan sonra aslında 19 Mayıs Lisesine gitmek istiyordum ama telkinler üzerine  Endüstri Meslek Lisesine (Sanat Okulu) kayıt yaptırmaya karar verdim. Elektrik bölüme girmek istiyordum ama elektrik bölümüne sınavla öğrenci alınıyormuş. Hırs yaptım sınavda birinci oldum.
İYİ TÜTÜN DİZERİM
Yaz aylarında köyde tütünde çalıştım. Babamın ölümünden sonra Annemle uzun süre tütün yaptık. Çok iyi tütün dizerim. En zoru tütün ekimidir tütün de ektim.
ÜNİVERSİTE EĞİTİMİMİ DELİ KÂŞİF’E BORÇLUYUM
Sanat okulunda okumama rağmen Kimya dersim iyiydi. Ama okulda Deli Kaşif olarak bilinen Kaşif Molder sınıfın en tembel iki öğrencisiyle birlikte beni de son yıl sınıfta bıraktı. Bu duruma çok içerlemiştim. O aralar okulda ikmale kalan öğrenciler için kurs açılmıştı. Kurs'un ilk günü Deli Kaşif "Sizi tesadüfen bıraktım. Hepinizi geçireceğim, kursa Üniversite sınavına girmek isteyenler gelsin" dedi. O hırsla "Ben varım" dedim. Bana bazı kitap isimleri söyledi ve bunları alıp alamayacağımı sordu. Aldım o kitapları.
HAYATIMIN MUCİZESİ
Kaşif Hacı gerçekten de beni çok iyi hazırladı. Mükemmel bir kurs dönemi geçirdim. Üçüncü Tercihim olan Ankara Devlet Mimarlı ve Mühendislik Akademisini kazandım.
KÖPEKLER GİBİ SÜRÜNDÜM
Üniversite yaşamım çok zordu. Parasızlık had safhadaydı. çeşitli işlerde çalıştım Hem okula gidiyor hem de harçlığımı çıkarmak için çalışıyordum. Üniversite sıralarındaki Ankara yaşamımı şöyle açıklamam doğru olacaktır: Köpekler gibi süründüm.
İLYAS KILIÇ ELİ SIKI ADAMDI
Çeşitli işlerde çalıştım ama en çokta İlyas Kılıç'ın yayında çalıştım. Hastanelere Hasta götürüyordum. İlyas Baba eli sıkı adamdı. Maaş yerine harçlık verirdi. Hastanelerde götürdüğüm hasta yakınları dolmuş parasını da yemek parasını da benim vermemi istiyorlardı. Bende para yoktu ama çoğu kere bu harcamaları ben yapıyordum. Bu durumu İlyas Kılıç'a söyledim. O o da hasta yakınlarına tembihlemeye başladı "Bu çocuğa para harcatmayın, karnını da doyurun" diye.
DAYAK YEDİM
İlk yıl siyasete bulaşmadım. Ama daha sonraki yıllarda Dün görüşümüze paralel olarak siyasetin içine girdim. Sol siyasetin içinde oldum. Militan olmamakla birlikte karşı taraftan çok sopa yedim. İki kere de karakola düştüm. İlyas Baba kurtardı her seferinde. Ben tartışma yağmayı daha çok seviyordum. Sokak hareketlerinden daha çok tartışma ortamlarının içinde olmayı tercih ediyordum.
MEMUR OLMAK İSTEMİYORDUM
Mezuniyetimden sonra Memur olmayı hiç istemiyordum. İller Bankası bir sınav açılmıştı. o sınava girdim. Bana göre torpil işlemişti. O sınavı kazanamadım. Kazanamadığıma da üzülmedim. Memur olmak istemiyordum. Birçok şirkette çalıştım. Ancak, bir ara İlyas Kılıç'ın yardımı ile DSİ’ye girdim. Boyabat Barajının inşaatında çalıştım 2 yıl kadar.
AKTİF SİYASET SHP'DE BAŞLADI
Bizim köyle birlikte Ökse ve Asarağaç köyleri birleşerek Kutlukent'i kurdular. Ben Şakir Özön'un SHP adayı olmasını istemiştim Ama o Anap'tan aday oldu bir iki isim üzerinde daha durduk onlarda Anap'tan aday oldular. Sonra ihale bana kaldı. İstemeye istemeye aday oldum. Şakir Anap'dan aday yapılmayınca Bağımsız olarak sezime girdi ve o seçimi kanadı. Biz 4. parti olmuştuk. 10 Yıl siyasetten uzak kaldım. Şakir'de Milletvekili adayı olunca ısrarlar üzerine CHP'nin adayı olarak seçime girdim. 1999"da büyük bir farkla seçimi kazandım.
CHP İLE SORUNUM YOKTU BEN BAYKAL'A KARŞIYDIM
CHP'den bir açıklamam nedeniyle ihraç edildim. Ben Sosyal Demokratım. Deniz Baykal'ı tembel bir Genel Başkan olarak gördüm."Atatürk mezardan çıksa Baykal'ı döver' dedim. Beni ihraç ettiler. İhraç edilince Sarıgül ile siyaset yaptım. Sarıgül'ün bırakması beni etkilemedi. Benim Sarıgül’le siyaset yapmam bir arayış sonucu oluştu. Şimdi Deniz Baykal oyk. CHP'yle de sorunum yok.
HERKES BENİ İSTİYOR
DSP 'den Tekkeköy Belediye Başkanlığına aday oldum. DSP'nin hiç gücü olmamasına rağmen seçimi farklı kazandım. Ben sadece soldan oy almıyorum. Bana AKP'li de oy veriyor. MHP 'li de. 
SANAYİ HEM NİMET HEM KÜLFET
Benim Bölgem Samsun Sanayinin Kurulu olduğu bölgedir. Bu bakımdan belediyecilik hem zor, hem de kolaydır. Yani şunu söyleyebilirim Sanayi belediyeler için bir nimettir. Ama aynı zamanda da külfettir.
SANAYİCİ ÇEVRE KİRLİLĞİNDE TOPU BİRBİRLERİNE ATIYOR
Bölgemdeki Gaz ve Toz zaman zaman bizi bunaltıyor. Kirlilikle mücadele ediyoruz. Ben sanayicilerimizi hiç bir zaman şikayet etmedim. Kirlilik konusunda onlarla hep diyalog içersinde oldum. Örneğin bir gaz kaçağı olursa arıyorum işadamımızı "Senin baca gaz sızdırmış" diye. Biliyorum kimin bacaından sızdığını ama o iş adamı kesinlikle suçu kabil etmiyor. Herkes topu bir başkasına yani bir birlerine atıyor.
SON KEZ ADAY OLACAĞIM
Tekkeköy Belediyesi 60 yıllık bir belediye. O nedenle 5 yıl da orada bir şey yapılamaz.O  bakımdan önümüzdeki seçimde son kez aday olacağım. Ne olursa olsun, ne şart oluşursa oluşsun son kez aday olacağım. Bu konuda söz vermekle yetinmiyorum. "Son kez aday olacağım" diye yeminim var.
6 yıl sonra görevim biterken, şehri güzel, Mahallesi güzel ve köyü güzel bir Tekkeköy bırakacağım. Programımı tamamlamak için bir 5 yıla daha ihtiyacım var.

Söyleşi: Ragıp GÖKER
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.