19 Ocak 2018
  • Samsun8°C
  • İstanbul8°C
  • Ankara0°C
  • İzmir6°C
  • Ordu8°C
  • Sinop7°C
  • Giresun9°C
  • Amasya4°C

2019’DAN ÖNCE, 2019’DAN SONRA

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

08 Ocak 2018 Pazartesi 10:00

İktidar kanadında eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamalarını eleştirenler iki kesime ayrılıyor.

*2019 öncesini düşünenler

Bu kesim tamamen başkanlık seçimlerine odaklanmış durumda.Oyun planını bozabilecek herhangi bir aksamaya tahammülleri yok.Duruşlarını, Abdullah Gül’ün güçlü bir rakip olabileceği algısına dayandırıyorlar.

İktidar partisine mensup birçokfarklı kişiden gelen karşı eleştirilerin iskeletini oluşturan ‘aynı mahalle-farklı düşünce-yanlış platform’ kurgusu bu tutumun yansıması.

*2019 sonrasını düşünenler

Bu kesim ise Türkiye’nin geleceğini dikkate alıyor.Gerek dünya genelindeki gerekse ülke içindeki hassas konjonktür göz önüne alındığında, fırtınalı sularda gemiyi iyi bir kaptanın yönetmesi gerektiğini düşünüyorlar.

İçteki ve dıştaki olayların akışında atılacak ufak bir geri adımın, karar mekanizmasında yaşanılacak kısa süreli bir aksamanın, ülkeyi ateşin ortasına atabileceğini ileri sürüyorlar.

Buaçıdan yaklaşıldığında, Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz hafta içinde de olduğu gibi sık sık dile getirdiği “Acırsak, acınacak hale geliriz,” söylemi önemli.

ABDULLAH GÜL VE TÜRKİYE

Epiktetos,Yanlış kanaati yok et, kötülüğü de ortadan kaldırmış olursun,” der.

Bu ülkede pratiğin teoriye üstünlüğü tartışılmaz.Günlük, haftalık, en fazla yıllık zaman dilimlerinde işe yarayan çözümler kanıksanır.Yola bu çözümlerle devam edilir.İşin aslı araştırılmaz.Bu basit akışı sekteye uğratabilecek herhangi bir olayın altında bit yeniği aranır.

Yaşayışı günlük olan bir toplumun, kendisini derinden ilgilendiren konulardaki yorumu da günlük olur.Ara olaylar dışlanır.Düşüncesini açıklayan ötekileştirilir, büyük başka bir fikre eklemlenir.

Abdullah Gül’ün açıklamalarını eleştiri olarak benimsemek, bu nedenle hatalıdır.Zira bunlar eleştiri değil, dikkati bir noktaya çekmek amacıyla şahsi fikrin beyanıdır.

Kendisinin defalarca farklı yönlere çekilmemesi gerektiğini, fikrini yeri geldiğinde yine söyleyeceğini belirtmesi bu düşünceyi destekler niteliktedir.

Ancak, gerek iktidar tarafından gerekse muhalefet tarafından, farklı siyasi emeller içinde olan bazı kesimler bunları görmezden gelip olayı uzak noktalara taşımakta ısrar ediyorlar.

İRAN’DAKİ PROTESTOLARA DAİR 3 FİKİR

Napolyon,Eğer uzun süre aynı düşmanla savaşmaya devam ederseniz, düşmanınız sizin nasıl savaştığınızı çözer,” diyor.

Haliyle,Batı’nın yaşadığımız coğrafya üzerindeki uzun geçmişe sahip müdahaleleri neticesinde, bu toprakların insanları da bazı sırları ifşa edebilme yetisine kavuştu.

1)İran’daki protestolarda önemli olan ayrıntı protestoların kendisi değil, büyük devletlerin bu protestolar hakkındaki görüşleridir.

Trump’ın protokolü hiçe sayarak attığı tweet’de, İran halkının kokuşmuş yönetimine karşı isyanınıdesteklemesi…

Rusya’nın ise İran’ın iç işlerine kimsenin karışmaması gerektiği yönündeki karşı hamlesi…

Peki bu ne anlama geliyor?

2)Bir bardak düşünün.Bütün halindeyken kullanır, susuzluğunuzu giderirsiniz.Ama bir kez kırıldığında en ufak parçaları bile sizin yaşamınız için tehlike oluşturur.

Suriye İç Savaşı, dünyadaki hassas dengenin, yani bir şekilde işleyen mekanizmanın ortadan kalkması, bardağın kırılması oldu. Dünya ahvali,Soğuk Savaş’tan sonra ilk kez ayan beyan Suriye’de kamplaştı.

Bu tarihten sonra, Ortadoğu’daki her olay başka bir kırık hüviyetinde olacaktır.Yani dünyanın geneli için, hassas denge için tehlike oluşturabilecek bir ayrıntı.İran protestoları da bu ayrıntılardan biridir.Nitekim az önce bahsettiğimiz büyük devlet reaksiyonları da bu kamplaşmanın, yarılmanın politik izdüşümleridir.

3)Dikkat ederseniz bu tip protestolarda üç tabaka olur.

-Yasal protesto haklarını kullanan, parti ya da ideoloji eleştirisi yapmadan, toplumsal ya da ahlaki bir gelişmeye tepki gösterenler.

-Bu protestoyu siyasi bir temele konumlandırıp, hükümet karşıtı gösteriye kanalize edenler.

-Toplumsal, ahlaki ya da siyasi bir sorun nedeniyle değil, tamamen ideolojik bir kavga için sokağa inenler.Dikkatle incelenmesi gereken de bu kesimdir.Zira işi silahlı mücadele veya devlet malına zarar verme noktasına taşıyanlar da bu kesime mensuptur.

Genelde ülke içindeki otorite,protestoları üçüncü topluluk üzerinden genellerken, dışarıdaki yorumcular ise protestoları birinci topluluk üzerinden geneller.

Sonuç olarak, İran’daki protestoların sağlıklı bir yorumu için Ortadoğu ve dünyanın genelindeki güç dengelerinin de hesaba katılması gerekir.